"içim geçmiş" diyor kadın,kavanozun kapağını kavrayıp kımıldaşan damarlı eli ile açarken.. bakıyorum, her sözünde coğrafyasız bir şarabın tadını alırken ben.. sorsam mı "zaman işini görürken kim bakıyor da tadıımıza, kim atlatıyor kıvamın son bulduğu eşikten? Kim bu bilenler gök kubbenin sırlarını, nasıl geçiriyorlar içimizden bizi.. iz sürenler kim?"
Her bir kilo vişne için( sapları çöpleri ayıklanmış, çekirdekleri çıkarılmamış)
1 su bardağı şeker,
50cllik votka (saf alkol tehlikeye gebe, konyak zor bulunmakla birlikte ağdalı bir tat oluşturduğu için tavsiye edilmiyor)
2 karanfil 1 çubuk tarçın(rahiya için, vişne miktarı arttıkça 5 karanfile 2 çubuk tarçına kadar artabilir,fazlası tadını kaçırır.)
Şeker ile harmanlanmış vişneler ağzı sıkı kapatılmış kavanoz içinde güneş altında 10 gün aşırı şöyle bir çevrilip,çalkalanarak suyu çıkıp şekeri eritene kadar pişmeye bırakılır.
10 günün sonunda küçük bir bez parçasına sarılmış tarçın ve karanfiller kavanoza atılır, votka içine boca edilip, şöyle bir çevrilir..
Işık görmeyecek bir şekilde sarılarak, serin bir yerde 2 ay beklemeye bırakılır.
Sonrası afiyet bal şeker, kırk yıl hatırlı kahveye bir ses, can yoldaşı..
Zaman işte böyle.. İki ay, koskoca altmış gün.. Tadını aldığında, yazın kısa ömür meyvesi vişne, sonbahara taçlanmış vişne likörü olarak katılır. İnsanın iki ayda belki içi bile katılır, dili ekşir, sözü kesilir..Ama vişneye kimse de dönüp "senin için geçmiş" demez, "kıvamını da bulmuş" der..
şimdi vişne de ömrünü bilir, taneleri çıkarılmadıkça içinden, döngüsünde devinir, bir sonraki yaza merdiven dayadığında mevsim, vişne şarabı kıvamına da erişmiştir. daha beklerse sirke olur.. her döngüsünü tadarsın, hepsi bir başka lezzet.. Vişne biter, yani o demlerde(fermantasyon) bitmiş olması tavsiye edilir.. Bir yıl ömrü için, iki aycık çok görülmese gerek..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder